Tükenen ve Tüketilen Benlik

Sanatçı

Azat Yeman

2005-2009 yılları arasında Kırşehir Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi Resim Bölümünde eğitim gören Azat Yeman, 2013 yılında Ondokuz Mayıs Üniversitesi Resim Öğretmenliği Bölümünden mezun oldu.

2016 yılında İstanbul’a yerleşerek bağımsız sanat yolculuğuna başlayan Yeman’ın yurt içi ve yurt dışındaki pek çok özel ve kurumsal koleksiyonda eserleri bulunuyor.

“İlk bakıldığında portre izlenimi veren çalışmalarım, biraz daha dikkatli bakıldığında suretlerin birer yansımasına dönüşür.”

Görünenden Görünmeyene

İlk bakıldığında portre izlenimi veren çalışmalarım, biraz daha dikkatli bakıldığında suretlerin birer yansımasına dönüşür; görünenden ve bilinenden yola çıkarak görünmezliğin varlığına işaret eder.

Görünmez içerisindeki gerçekliğim ise “tükenen ve tüketilen benlik” olgusudur. Madde içerisinde can çekişen benlikler, yapıt üzerinde varlık kazanır ve birer imge hâlini alırlar.

Asıl anlama vurgu yapan birer gizli mektup gibidirler. Kandırılmışlık, aldatılmışlık, yarı yolda bırakılmışlık ve inançların yıkılışı, bir film şeridi gibi gözümüzün önünden geçer.

Tüketilen Kimlikler

Tüketim başlamıştır ve farklılıkları, değerleri tüketip kendisine benzetinceye kadar devam edecektir.

Bunları belirli etnik kimliklerde bulamayız. Resimlerimde kullandığım figürler ne bir Romalıdır ne de Türk’tür. Adının Semra ya da Isabel olması hiçbir şey ifade etmez.

Kimliklerin isimleri yoktur. Çünkü her yapı yalnızca bir parçadır ve tek bir amaca hizmet eden birer araçtır.

“Çalışmalardaki bedenler hiç kimsedir ve herkestir.”

Maskelerin Ardındaki Gerçeklik

Suretlerdeki maskeler ve o maskelerin ardındaki gerçek yüzler; bütün yaşanmışlıkların, hüznün ve acıların, bizzat içinden geçerek hissettiğim her şeyin bir sonucudur.

Figürlerin henüz tehlikenin farkında olmayan, kendinden emin duruşları, sanki bir an sonra değişecekmiş hissi verir. Çevrelerini sarmalayan şeffaf sınırlar ise adeta farkındalıkla birlikte netleşecekmiş gibi görünür.

Çalışmalardaki bedenler hiç kimsedir ve herkestir. Onlar; kalabalıklar içinde yalnız kalan, tüketerek tükenen, ruhsuz birer imaja dönüşmüş, kimliklerini ve aidiyetlerini kaybetmiş bedenlerdir.

Kendi hapishanelerinde tutsak, itaat eden ve itaat ettikçe varlıklarını kanıtlayan figürlerdir...

“Madde içerisinde can çekişen benlikler, yapıt üzerinde varlık kazanır ve birer imge hâlini alırlar.”