Kübra Kılıç
Saç, kadının doğal betimlemesi ve onun doğasının yansımasıdır. Kadın saçı, primitif dönemde içine alan, saklayan ve yutan tekinsiz bir yer olarak algılanırdı. Olağanüstü güçlerle ilişkilendirilir; kadının iktidarını ve doğurganlığını yansıtırdı.
Mitolojide Medusa, kadının gücünü saçlarından aldığına ve saçın büyülü bir araç olduğuna işaret eder. Ömür ipini ören Moiralar ise kadınların örme ve dokumadaki hâkimiyetine değinir niteliktedir.
Anadolu kültüründe yaşça büyük kadınlar, küçük kızların saçlarını
örerken belirli tekerlemeler söyleyerek saçların daha hızlı ve
bakımlı uzadığına inanırlardı. Anneannemin tekerlemesi:
Uzun olsun, uzun olsun
Sanki bir halat gibi
Kalın olsun, kalın olsun
Yaşlı meşe boyunda
Ağır olsun, ağır olsun
Bir kilo altın kadar…
Doğu Anadolu dağlarında yılanların değiştirdikleri deriler toplanır ve saçların arasına iliştirilerek örgülere devam edilirdi. Böylece genç kızların saç örgülerinin daha hızlı uzayacağına ve yılanların uzun ömrünün genç kıza geçeceğine inanılırdı.
Çalışmalarımda Anadolu kültüründe yer edinen örgülü saçın anlamlarını, büyülü anıtsallığını ve eski toplumlardan güncel dünyaya uzanan bağını keşfetmeyi amaçlıyorum. İple dokunan nakışlarımda öncelikle Anadolu kadınlarının benliklerinin kas hafızası aracılığıyla yeni nesillere nasıl aktarıldığını anlatmayı hedefliyorum. Çünkü yaşamdaki tüm birikimler, biz olmamızı sağlayan belleğe kaydolup günü geldiğinde kullanılmak üzere bir imgeye veya nesneye dönüşebilme potansiyeline sahiptir.
Çalışmalarımda kendi benlik ve kimlik oluşumlarımı kişisel aidiyet bağlamında yarı ruhsal bir şekilde ele alıyor, Anadolu nakış tekniğini farklı bir biçimde kullanarak yeniden yorumluyorum. Ailemden kalan dantel parçalarını ve hikâyeleştirilen Anadolu mitlerini çalışmalarımın alt metni olarak kullanıyorum.
Çalışmalarımdaki tüm modeller benim bedenime sahip. Kendi bedenim aracılığıyla kadın atalarımdan kalan büyülü anıtsallığı devam ettirmeyi amaçlıyorum. Geleneğe olan bir bağ mı yoksa zoraki bir halat mı olduğu belli olmayan saçları, nakışla işleyerek belirli bir devinim içerisinde vücudumu saran, bazen boğan bir ip metaforu olarak kullanıyorum.
İzleyicinin hem kendinden bir şeyler bularak geleneksel olana ilişkin bağı hatırlamasını hem de saçların boynun veya vücudun etrafını bir yılan izlenimi vererek saran, korumacı mı yoksa tehlikenin kendisi mi olduğu belli olmayan tekinsizliğini hissetmesini hedefliyorum.