Abdulvahap Uzunbay

Abdulvahap Uzunbay
Sanatçı

Abdulvahap Uzunbay

Sosyete Göstergesi Olarak “Tomar”

Toplumsal yaşamda kabul görmeye ilişkin “aidiyet” ve reddedilmeye ilişkin “dışlanmışlık” kavramlarını çağrıştıran duvar, “parça-bütün” ilişkisini kurmayı ve bütünleşik duvarın kendisini oluşturan parçalar olarak “tuğla”yı akla getirmektedir.

Kültürel ve mimari bir unsur olarak taşıyıcı ve sınırlandırıcı olan tuğla, tek başına işlevsizdir. Birkaç tanesi bir araya geldiğinde taşınması zor bir objeye dönüşmektedir. Sanatsal obje olarak bir tuğlanın ağırlığını aşmanın en pratik yolu, onu “hafif” olarak göstermek veya yapmaktır. Ancak bu hafifliği kültürel bir tehlike olarak algılatmak ve sorgulatmak gerekmektedir.

Günümüz tüketim toplumlarına özgü bir ritüel olarak karşımıza çıkan, alışveriş yapılan marketlerden çöpe atılan ambalaj kâğıtlarına temsili kaynak, köken, sebep ve sonuç olarak bakılması hâlinde; sanatsal olanaklar, olasılıklar ve oluşumlar doğrudan “dönüşüm” kavramına odaklanmayı zorunlu kılmaktadır.

Sonsuzcasına ve sınırsızca, hiç bitmeyecekmiş izlenimi yaratan üretim-tüketim ilişkisinin kopmayacağının garantisi ve simgesi hâline gelmiş olan kâğıt endüstrisi, geri dönüşüme sağlayabildiği katkı oranında güvence sunmaktadır.

Seri üretimin marka ürünleri ve onların ilgi odağı olmak için birbirleriyle yarıştığı tasarım ambalajlarının çöp olması, söz konusu güvencenin garantisi olmadığının da ifadesidir. Öyle ki bir toplum neyi, ne kadar tüketiyorsa kendisini o olarak üretmekte; üretim-tüketim esasının iki uçlu doğası kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.

Bu belirlenmişlikler çerçevesinde sanatsal bir proje olarak “kâğıttan tuğla yapmak”, günümüzün üretici, tüketici ve sanatçı öznelerinin sanatsal eylemlerinin niteliğine, niceliğine ve günlük, sıradan bir nesnenin yüceltilmesine dair alan yaratmaya oldukça elverişli görünmektedir.

İnsanların çoğunlukla görmezden geldiği bir kâğıt toplayıcısı gibi, marketlerin arka kapısındaki kâğıt ve karton yığınını eşeleyip içlerinden bazılarını eve getirmek; toplanan kâğıtları ayrıştırıcı, doğrayıcı, karıştırıcı, buluşturucu, birleştirici, kalıplayıcı, sıkıştırıcı ve yapıştırıcı teknik işlemlere maruz bırakan bir zanaatkâra dönüşmek, projenin üretim sürecinin temelini oluşturmaktadır.

Her işleme uygun araç ve gereçleri bulmak, geçirilen her aşamadan sonra elde edilen ürüne ve amaca uygun bir konum belirlemek, her aşamayı videoya kaydetmek veya fotoğraflamak yoluyla belgelemek de bu sürece dâhil olmaktadır.

Görünür olmayı arzulayıp hayal ederek sanatı bir seriye bağlamanın mümkün olduğunu ironik bir biçimde ortaya koymak; sıradan bir kâğıt topağının ya da tomarının sanat nesnesine dönüşüm sürecini ve bu sürecin görünürlüğünü sağlamak, projenin kendisi hâline gelmektedir.

Seçili Çalışmalar

Eserler

Görselleri büyütmek için tıklayın