Derin Sezgi
Figürün temsilden çekildiği, yüzeyin ve sezginin öne çıktığı çok katmanlı bir sergi.
“Derin Sezgi”, sanatsal yaratımın ne olduğuna dair benzer bir sorgulama biçiminden hareket eden ancak farklı biçimsel yönelimlerde üreten sanatçıların eserlerini bir araya getiriyor.
Sanatçılar, eserlerinde tekil bir fikri ya da yüzeyde ilerleyen belirli bir anlatıyı merkeze almayı reddederek, resmin kendi içindeki tanımlanamaz ve zaman ötesi gize, çok katmanlı diline inanıyor.
Eserler, figürün artık temsil etmekten vazgeçtiği bir eşikte duruyor. Bu resimlerde figür bir özne ya da sembol değil; resmin yüzeyinde varlığını sürdüren resimsel bir unsur olarak ele alınıyor. Kimlik ve anlatı geri planda kalırken figür, geleneksel temsil rolünden uzaklaşıyor.
Sanatçılar, üretimlerinde öncelikle yüzey, renk, form ve kompozisyonun kendi iç ilişkileriyle kurulan bir dil yaratmayı önemsiyor. Beden bir iz, bir kalıntı ve bir gerilim alanı olarak ele alınırken figür, anlamın taşıyıcısı olmaktan çıkarak anlamın çözüldüğü bir yüzeye dönüşüyor.
Üretim süreçlerinde tesadüfe bilinçli olarak alan açan sanatçılar, mutlak hâkimiyetten geri çekilerek malzemenin, jestin ve sürecin yönelimlerini görünür kılıyor. Böylece tesadüf, estetik bir risk olmaktan çıkarak niyet ile beklenmeyenin çarpıştığı varoluşsal bir imkâna dönüşüyor.